Anatomi dersinde yüzün cildine baktığınızda, sinir hasarı nedeniyle gelişen tek taraflı yüz felcine işaret edercesine bir tarafın kaslarının gelişkin, diğer tarafın zayıf olduğunu görebilirsiniz.
Ağız köşelerini yana doğru çekerek gülümsememizi sağlayan “ZYGOMATICUS MAJOR VE MİNÖR” kasları, hayatını kahkahalarla geçirmişlerde kalın ve belirgin olur ve iz bırakır. İnce teller gibi olanlar kuruyup büzüşmüştür.
“ORBICULARIS OCULI” kası: Göz kenarlarındaki “KAZ AYAĞI” denilen kırışıklıkların oluşmasında rol alır.
“FRONTAL” yüz kasları: Kaşlarımızı yukarıya kaldıran bu kas lifleri, anlımızın kırışıklığına neden olurlar.
“ORBICULARIS ORIS”: Öperken dudakları büzer.
“DEPRESSOR ANGULI ORIS” kası: Surat asarken dudakları aşağıya çeker.
LEONARDO DA VİNCİ: “Kemikler arasındaki eklemler sinirlerin emrine, sinir kasa, kas kirişe ve kiriş ise sağduyuya uyar. Ve sağduyu ruhun makamıdır.” der. Anatomik incelemeleri, eskizleri, entelektüel enerjiyle dolu bir zihin pırıltısı taşır. Döllenme, gebelik, erkek ve kadın fizyolojisi, anatomisi, farklı ruh hallerinin nedenleri ile birlikte çizer. “Duyguların ilahi kaynağını anlamanın yolu anatomiyi derinlemesine bilmekten geçer.” der. Bu bir tür “TANRIYA YAKLAŞMANIN YOLU”dur.
1503’te MONA LİSA, yüz ifadesinin detaylarının ne denli hassas olduğunu; 1490’da SON YEMEK duvar resmini izlerken görürsünüz. Rivayete göre İsa’nın: “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği anı seçmiştir. Bortalmay, Aziz Andreas, Thomas, Büyük Yakup; yüz ifadeleriyle duygu fırtınalarını yansıtan İncil’deki öyküye sadık kalmaktan ziyade bu ifadelerinin kullanma biçimidir bunca takdir edilen.
1499’da dönemin politik ortamında 10 yıl kaçıştan sonra Pavia’ya dönüp sponsorlarının sağladığı imkânlarla Pavia Tıp Fakültesi Anatomi Kürsüsü’nde stoklanan kadavralarının başında eskizlerini çizdi. Bu çizimler arasına şu notu düşer: “Deri, et ve yüz kaslarının bütün hareketlerini tarif et ve bu kasların hareket etmesini sağlamanın beyninden gelen sinirler olup olmadığını açıkla…”
Leonardo, yüzde iki kas grubu olduğunu anlatmıştı. Beyinden çıkan beşinci sinir güçlü çiğneme kaslarını, yedinci sinir ise ince ve zayıf olan mimik kaslarını hareket ettirir (kafa çiftleri). Yedinci sinir, parotisi geçer ve beşe ayrılarak dağılır.
Yüz felci ile inme arasındaki ayırıcı tanıyı frontal alın kasının hareketiyle anlarız. İnme geçirenlerde bu kaslar çalışmasına devam eder çünkü hemiplejik beyin hasarı tek taraflıdır. Göz kasları tek taraflı felç olduğunda gözyaşı dışarı akar, çünkü göz kapağı kapanamaz. Bell Paralizisi, fasiyal (yüz) sinirinin sıkıştığını yani inflamasyonu gösterir. Steroid tedavisine hemen başlanmalıdır. Yüzün insanlar arası iletişimdeki önemini düşünürsek “Bell paralizisi” hayli yıkıcı olabilir.
Shakespeare:
“Kırk yılın kışı,
güzel alnını kuşattı mı,
kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık?”
Bell, cerrah ve ressamdı. Waterloo Savaşı nedeniyle Edinburgh’dan Brüksel’e gitti. Yıl 1809’du. Günümüze ulaşmış 45 eskizi ve bunların yaralı yüzlerinin dehşetini yaşamıştır.
Kulağa tuhaf gelebilir ama tek taraflı felç olmuş bir yüzün diğer tarafını da felç etmek, yüzün simetri kazanmasına yardım edebilir. İşte bunun için Botox işe yarar.
Bell de Leonardo da Vinci gibi yüzün anatomisini çalıştı. System of Dissection ve Resimde İfadenin Anatomisi Üzerine Denemeler adlı eserlerini yayımladı.
Bell’in ölümünden 30 yıl sonra Darwin, onun temellerini attığı duygular betimlemesini esas aldığını söyleyerek İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi adlı eserini yayımladığında “Kendimizi ifade etmede yüz kaslarına ihtiyacımız olduğu hâlde, geleneksel simetri ifadesiz yüzleri idealize ediyordu.” demiştir.
Bugün bile moda; kadın ve erkek mankenlerini ifadesiz ve ileri bakışlı yüzleriyle öne çıkarır.
Botox buna neden olur mu?
BOTOX
Zygomatik ve Orbicularis Oculi kaslarına yaptığımız küçük ve acısız iğneyle Leonardo’nun korku ve öfke kaslarına odaklanarak kısmi felç oluştururuz. Bu felç 4-5 ay sürer.
Kısmi yüz felcine bunu uyguladığınızda simetriyi sağlarsınız. Artık çocuklar yüzünüzden korkmaz. Siz saçlarınızla felçli tarafı kapatmaya çalışmazsınız.
Güzellik, parlaklık, kırışıklık, çirkinlik bir arada resmedilmeli; dehşet, korku, şaşkınlık daha vurucu olarak ifade edilebilir.
Böylece Leonardo’nun bu görüşü, sanatın yüceliğinin anlatımıdır. “Son Yemek”te Andreas böyle betimlenmiştir.
Uygulamalarımızdaki ip, dolgu ve ilaçlı ya da cerrahi yüz germelerinde ifadenin sanatsal derinliğini kaybetmemeye çalışırız.
İnsanlara, duygularını gizleyen “hayat boyu bir maskeyle dolaşmamalarını” tavsiye ederim.
Kalın sağlıcakla.




